Merhaba millet !
Geçen gün dostlar arasında bir sohbette eski günlerden konu açıldı. Taaa lise yıllarına kadar indik. İngilizce öğretmenimiz Ercan ÇANDIR'a geldi konu. Onun anormal öğretme metotlarından bahsettik. Metotları başlı başına bir yazı olabilir aslında. Ama bu yazımda ufacık bir sınavdan yola çıkarak sevdiğim müzik tarzında nerelere geldiğimden bahsedicem size.
Daha hazırlık sınıfında ingilizce derslerimize başlayalı 2-3 hafta olmuştu. Birgün Ercan hoca sınıfa elinde bir müzik sesiyle geldi. Hemde CD çalarlı bir müzik seti. (O zaman için bu çok havalı idi tabi) ve dedi ki:
- "Gençler bugün ilk listening sınavımızı yapıcaz"
Beni birden bir telaş aldı. "Daha ne öğrendikte dinleyip anlıycaz ?" dedim. "My name is, your name is" olayını yeni yeni çözmşken bu da nerden çıktı ki. Neyse, aldı müzik setini "U" düzenindeki sınıfın tam ortasına bir sıranın üzerine koydu. Çantasından çıkardığı müzik CD'sini yerine yerleştirdi ve hepimize bir kağıt dağıttı. Dağıttığı kağıtta şiir düzeninde yazılmış ingilizce yazılar vardı. Bazı kelimeler silinmiş tabi. Anladık ki bunlar dinleyeceğimiz şarkının sözleriymiş. Ve "Lyrics" dedi Ercan hoca. Parçanın adı bile silinmişti. Onu da bizim bulmamızı istiyordu.
-"Dikkatle dinleyin ve dağıttığım lyrics deki boş yerleri doldurmaya çalışın" dedi.
Ve "play" tuşuna bastı Ercan hoca. Lütfen aşağıda paylaştığım paçayı dinlemeden devam etmeyin.
Birden irkildim oturduğum yerde. "Bu da ne be?" dedim. Herkes birbirine bakıyordu. Henüz anlamlı bir ingilizce cümle kurabilmek için bile saniyelerce düşünüp en sonunda "yes" ya da "no" diyebiliyorken bu gürültüden sözleri anlayabilmemiz ne mümkündü.
Bütün boşlukları sevgili hocamızın büyük desteğiyle doldurduktan sonra sadece parçanın adı nın geçtiği yerler boş kaldı. Bu arada yanlış hatırlamıyorsam 7-8 tekrara ulaşmıştık parça dinlemede. İte kaka parçanın adını da yine hocamızın desteğiyle bulduk. "Sad but True" . "Metallica" ile bu vesileyle tanıştık işte ve uzuuuun yıllardır kulak soframızda yeri hiç eksik olmadı. O yıllarda internet yok, Metallica' ya nasıl ulaşabileceğimi bile bilmiyorum. Ercan hocanın tarifiyle bir kasetçide metallica parçalarını toplattık. Kasedi de bolca kopyalattık ve bütün arkadaşlarımın walkmaninde yerini aldı. Benim walkmenim yoktu o dönem. Yatılı okuldu bizimki. Gece herkes yatağına geçtiğinde tiz sesler duyuyordum kulaklıklardan sızan. Bütün arkadaşlarım Metallica dinliyordu. Birinin tamamen uyduğundan emin olunca onun walkmanini yavaşça alıyor ve dinliyodum geç saatlere kadar.
Bize açılan ve o dönemde ki asi ergen ruhumuza birebir uyum sağlayan "hardrock" kapısı en büyük ilacımız olmuştu. E kapıyı açtıktan sonra da aynı veya yakın türde müzik yapan birçok yabancı grup ve sanatçıyla tanışmaya başladık.
Beni ateşleyen diğer bir grup ise "Queen" idi. Bu grubun da bir çok parçasını buldum ve dinledim. Dediğim gibi o dönem görsel sonuçlara ulaşmak çok zor. İlk kez "Queen grubunun solisti rahmetli Freddie Mercury'i "Living on my own" klibinde gördüğümde şok olmuştum. Ama lafın gelişi değil, yani bildiğiniz şok oldum. O bıyıklı adam, o adam benim sözlerini ezberlemeye çalıştığım şarkıların solisti olamazdı. Bir an arabesk bir konser görüntüsüne Queen şarkılarının monte edildiğini düşündüm. Ama adamım ağzıyla sözlerde uyumluydu.
-"Vay a.q, bumuymuş len Queen" dediğimi hatırlıyorum, elimi anlıma vurarak.
Haksızmıyım ama. Yani yukarıdaki videonun sesini kısıp arkadan sevgili Ferdi Tayfur'un "Sabahçı kahvesi" ni verseniz uyarmı uymaz mı?
Tabi yıllar geçtikçe hem benim ingilizcem hem de internet gelişti. İstediğime rahatça ulaşır oldum. Şarkılarını dinleyerek hayal gücümle oluşturduğum solistlerin neye benzediğini daha hızlı bir şekilde öğreniyordum artık büyük şoklar yaşamıyordum. Hatta zamanla Freddie Mercury'nin gay olduğu gerçeğine bile alıştım. Gay olduğunu öğrendiğimde yıkıldığım diğer sanat insanı da George Michael idi. Yanlış hatırlamıyorsam kendisi itiraf etmişti. Bu konuyu açınca aklıma bir klibinde kamyon kasasında sevişirken yakalanan iki delikanlının görüntüsü geliyor. Beyin öyle eşleştirmiş demek ki! Sanırım klibi de itirafından sonra yapmıştı.
Bu gruplarla, bu müzik ve şarkılarla hayat ve yaşam tarzımın değiştiğini biliyorum. O dönem yarım yamalak anlasamda, sözlerden bağımsız ruhuma işleyen müzik beni meydana getirdi. Kendimi buldum. Şeklim, tarzım oluştu.
Lakin şu an o kadar sert dinleyemiyorum. "Iron Maiden","Prodigy","Metallica" ara ara geliyor tabi.
Quenn'in bir şarkısıyla yine bir listening sınavına girmiştim. "Bohemian Rhapsody" adlı bu parçayı o kadar sevmiştim ki sözlerini ezberledim o zaman. Geçen gün canım çekti bi dinleyim dedim ve hala sözlerini hatırlayabildiğime çok sevindim.
Sizleri bu lüzumsuz ve bi o kadar, sizleri UzaktanYakından etkilemeyen konumla meşgul ettik. Ama olsun en azından şu güzelim videoları 15dk. ayırıp dinlediyseniz emin olun işe yaramıştır.
0 yorum:
Yorum Gönder